II.Büyük savaş sonrasında Türk tütünü ilk yenilgisini, Amerikan askerlerinin kıta avrupasındaki halklara, Virginia tütünü ağırlıklı, nikotin ve katran deposu sigaralarını alıştırmasıyla aldı!… Halbuki, Makedonya’dan, Bafra’ya, Osmanlı-Türk tütünü, yüksek kalitesiyle, dünya tütün pazarlarının vazgeçilmeziydi… Bir zamanlar!… Ve bir zamanlar, çok da değil yüzyıl kadar önce; Amerikan LM Tobacco şirketi, Murad ve Fatima markalarıyla ve Türk tütününden üretilmiş sigaralarıyla Amerikada sigara satışlarını patlatıyordu!…

Zamanın başbakanı Turgut Özal’ın, yaptığı işlerden biri, Türk tütününü kısmen söktürüp, bu ürüne, pragmatik açıdan iyimser bir gözlükle yaklaşıp; bilmeden, aşırı kansorojen Virginia tütününü bu ülke topraklarına ektirmesidir ki, bu tütün tek başına hiçbir işe yaramaz ve ancak bizim muhtelif tütünlerimiz, Balkan ve Burley tütünleriyle harmanlanırsa, kullanılabilir!…

Bu günde yerli işbirlikçileriyle ve de AB desteğiyle, tütün pazarımızı marifetli cambazların sayesinde tümüyle ele geçiren, çok uluslu sigara tekellerine her yıl fert başına düşen milli gelirimizden, yedisinden yetmişine, sigara içen, içmeyen herkes, yılda yaklaşık 153 Amerikan doları ödüyor!… Yani toplamda, milyarlarca dolar!…

Bak şu yoksul ama onurlu, gırtlağa ve hatta ciğerlerine kadar borçlu ülkeye!… Hadi bakalım, kolay gelsin; dumanlı dumansız havanız, hep havalı olsun!…

Aslında insan sağlığı; gıda bolluğu olan bizim gibi bir ülkede, toplumsal zenginliklerimizden biri olmalı… Ama bu da, bilinçli, eğitimli aileden başlayıp, Ankara’ya ve meclise kadar gitmesi gereken gerçek ve sağlam çift şeritli ak bir yol olmalı!…

Bu ülkenin spor, eğitim ve beslenme politikaları (varsa…), tümüyle gözden geçirilip değiştirilmeli…

Sigara tüketiminde dünya yedincisi ve avrupa üçüncüsü(!) olduğumuza ve yılda gazetemiz Milliyet’e göre yaklaşık 12, 5 milyar dolar, bazı kaynaklara göre de; karapazarla birlikte yaklaşık 20 milyar dolar(!) sigaraya ödeme yapabildiğimize göre, varın bu işin altından kalkın bakalım… Ha birde bunun, hastanesi var, çekilen muhtelif hastalığı var; birkaç milyar dolar da sanırım onlara gider!…

Bu arada, ülkemizin yıllık kazancını ve Türkiye’nin yılda petrole kaç milyar dolar ödediğini, bir sorun, öğrenin!… (Ben bir tiyo vereyim: 2006 yılında eğer petrolün varil fiyatı 100 doları bulursa, Türkiye o yıl petrole 12.2 milyar dolar ödeyecekti!…)

Çok uluslu sigara tekelleri bir şekilde tekelin ve şark tipi Türk tütününün ölüm fermanını imzaladılar ve bu ferman aynı zamanda sigara tüketicisini ve pasif içicileri de sağlık açısından daha olumsuz bir şekilde etkiledi!… İsteyen firma artık istediği kadar Amerikan tütününü sigara üretimlerinde kullanıyor, Türk ağız tadını hem de en kalitesiz tütünlerle değiştiriyor… Fiyat ve vergi politikalarıyla yerli sigaralarda rekabet edemiyor…Artık kırsaldaki ve varoşlardaki yoksul kesim, 0.50 liraya sigara içme şansını da kaybediyor…

Sigaraların üzerinde yazılan katran ve nikotin değerleri de, tütünden anlayanlara hiç de tatmin edici gelmiyor!… Ve her nedense, Türk tütünlerindeki katran ve nikotin oranları Amerikan tütünlerine göre daha yüksek çıkıyor!… Bu tütünün doğasına bakacak olursak; mümkün değil!…

Ben akşamları bazen keyfe keder tüttürdüğüm sigaralarda, ucuna kısa plastik katran süzücü bir filtre takarak ve kesinlikle Samsun 216, Yeni Harman ya da Bahar gibi Türk sigaralarıyla zehirlenmeyi tercih ediyorum!…

Evet şimdi sıra bizde: Virginia tütünü büyük sigara tekelleri sayesinde, işbirlikçilerinin de marifetiyle, Türk tütününü yendi ve onu yavaş yavaş yok etmeye çalışıyor!… Biz de bütün tütünleri yenmeye çalışalım!… Kırk yılda bir çıkan böylesi, insana, insanlığa ve dolayısıyla işe yarayan bir yasayı iyi kullanmasını bilelim: Hem kurallara uyarak bu zehiri içerken, bizde şimdi tüm rafları, reyonları bilhassa dolduran Virginia tütünü ağırlıklı sigaraları yok etmeye çalışalım; bizle bir yaşam boyu oynayan bu sigara denen şeye karşı da, bireysel olarak çok daha ciddi bir tavır almaya çalışalım… Becerebilirsek, birazda biz onunla oynayalım!…

Ben sigarayı bırakmak, ondan kurtulmak isteyen herkese bir kez olsun, hastanelerin akciğer hastalıkları bölümüne gidip, orada yatan hastaları ziyaret etmelerini ya da uzaktan görmelerini öneriyorum… Görecekleri tablodan çok olumlu bir şekilde etkileneceklerine eminim…

Bir de, her ne kadar AB’ye giremesek de, bazı AB kararlarının, karakucak(!), bu ülkede uygulanması, bazen bu toplumun lehine bir şeylerin geliştirilmesine katkı sunacak gibi görünüyor…Galiba!…

20 temmuz 2009 / Tarabya,

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Joomla SEF URLs by Artio