Adıyaman Tütünü Adıyaman

Adıyaman TütünüAdıyaman Tütünü

Adıyaman, Adıyaman Çelikhan , Adıyaman Tütünü, Adıyaman Çelikhan Tütünü, Çelikhan Tütünü

 

Adıyaman İl olduğu 1954 tarihinden önce sanayi ve ticaret yok denecek kadar azdı. 1970 yıllarından itibaren, bu alanda biraz kıpırdanma oldu ise de; İlin bu anlamdaki kalkınmışlık düzeyi, halen arzulanan noktaya gelememiştir. Nitekim yıllardan beri kalkınmada 1. derece öncelikli İl statüsünü korumaktadır.

Fabrika ile ilk kez, 1967 yılında kurulan Sümerbank İplik Fabrikası ile tanıştı, bunu daha sonra Çimento ve süt fabrikaları ile et kombinası izledi. Bunlardan sadece et kombinası atıl kaldı. Diğerleri faaliyete geçerek İle sanayi alanında belli bir canlılık getirdi.

1990’lı yıllarda “Özel yatırımların devlet teşviki” olayından sonra, özel teşebbüs de sanayi alanına el atmaya başladı. Çoğunluğu tarıma dayalı olmak üzere 146 adet yatırım teşebbüsü yapıldı. Bunlardan 25 adedinin tamamlanmasına karşılık ancak 10 adedi faaliyete geçti, Diğerlerinin de tamamlanması halinde İlin istihdam ve ekonomik sorunlarının azalmasında önemli bir aşama olacağı muhakkaktır. Öte yandan, inşaatları hala devam eden Organize Sanayi Bölgesi ile Küçük Sanayi Sitelerinin bir an önce faaliyete geçmesi de İldeki ekonomik gelişme büyük bir ivme kazandıracaktır. İlimizde halihazırda kurulmuş ve kurulma aşamasında olan sanayi tesislerine ilişkin çalışmalar devam etmektedir.

 

Adıyaman; hayvancılık yönünden önemli bir potansiyele sahip olmakla beraber günümüzdeki durumu ile tarım ekonomisi içerisinde % 9.25 gibi az bir paya sahiptir. Bunu artırmak için son yıllarda bir çok “Hayvancılığı Geliştirme Projesi” uygulamaya konulmaya başlanmıştır.

 

Adıyaman, tarihin bilinen en eski yerleşim yerlerinden biridir. Adıyaman Palanlı Mağarasında yapılan incelemelerde kent tarihinin M.Ö. 40.000 yıllarına kadar uzandığı anlaşılmıştır.

Yine Samsat-Şehrimiz Tepe’ deki tarihi bulgulardan M.Ö 7.000 yılına kadar Paleolitik M.Ö 5.000 yıllarına kadar Neolitik, M.Ö. 3.000 yıllarına kadar Kalkolitik ve M.Ö. 3.000-1.200 yılları arasında da Tunç Çağı dönemlerinin yaşandığı anlaşılmıştır. Bu dönemde bölge Hititlerle Mitannilar arasında el değiştirmiş ve Hitit Devletinin yıkılmasıyla (M.Ö. 1.200) karanlık bir dönem başlamıştır. M.Ö. 1.200’den Frig Devletinin kuruluşu olan M.Ö. 750 yılları arası dönemle ilgili olarak yazılı kaynağa rastlanmamıştır. Ancak; bu dönemde yöre Asur etkisine girmeye başladığından, Samsat’ta bulunan Asur etkili mühürler ve Kahta Eskitaş Köyünde bulunan Hitit Hiyeroglif’li kitabeler, Anadolu’daki tarihi silsilenin İlimizde de aynen devam ettiğini göstermektedir. Bu dönemde Adıyaman ve çevresinde Hitit Devletinin yıkılmasıyla ortaya çıkan Genç Hitit şehir devletlerinden biri olan Kummuh Devleti hüküm sürmektedir.

M.Ö. 900-700 yılları arasında yöre Asur etkisinde kalmakla birlikte, Asurlular tam olarak egemen olamazlar.6. yüzyılın başlarından itibaren yöreye Persler hakim olur ve yöre Satrap’lar (Valiler) eliyle yönetilir. M.Ö. 334 yılında Makedonya Kralı Büyük İskender’in Anadolu’ya girmesiyle Persler hakimiyetini kaybetmiş ve M.Ö. 1. Yüzyıla kadar yörede Makedonyalı Selevkos Sülalesi hüküm sürmüştür. Bu sülalenin gücünün zayıfladığı sırada, Kral Mithradetes 1. Kallinikos Kommagene Krallığın bağımsızlığını ilan etmiştir. (M.Ö. 69)

Başkenti Samosota (Samsat) olan Kommagene Krallığı, egemenliğini MS. 72’ye kadar sürdürmüş, bu tarihte yöre Roma İmparatorluğu’nun eline geçmiş ve Adıyaman Roma İmparatorluğu’nun Syrıa (Suriye) Eyaletine, 6. Lejyon olarak bağlanmıştır.

Roma İmparatorluğu’nun 395 yılında Batı ve Doğu Roma olarak ikiye ayrılmasıyla, Adıyaman Doğu Roma İmparatorluğu’na katılmıştır.

643 yılından itibaren bölgeye islam akınları başlamakla birlikte İslam hakimiyeti ancak 670 yılında Emevi’lerle kurulur.758 yılında ise İl, Abbasi komutanlarından Mansur İbni Cavene’nin hakimiyetine girer.

926 yılına kadar Abbasi hakimiyetinde kalan İl’de bu tarihte Hamdanilerin egemenliği başlar. 958 yılında yöre yeniden Bizanslıların eline geçer.

1114-1181 yılları arası yöreye Türk akınları olur. 1204-1298 yılları arasında Samsat ve yöresini Anadolu Selçukluları ele geçirir. 1230 ve 1250 yıllarında Moğul saldırıları yaşanır. 1298’de yöre ve İlimiz Memlüklülerin eline geçer. 1393 yılında Adıyaman bu kez de Timurlenk tarafından yağmalanır.

Büyük bir istikrarsızlığın olduğu Ortaçağ boyunca Adıyaman Bizans, Emevi, Abbasi, Anadolu Selçukluları, Dulkadiroğulları arasında el değiştirmiş ve nihayet Yavuz Sultan Selim’in İran seferi sırasında 1516 yılında Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Osmanlı topraklarına katılan Adıyaman, başlangıçta merkezi Samsat’ta bulunan bir sancakla Maraş Beylerbeyliğine bağlıyken, Tazminattan sonra bir kaza olarak Malatya’a bağlanmıştır.

Cumhuriyetin Kuruluşundan 1954 yılına kadar eski idari yapısı korunarak Malatya’ya bağlı kaza konumunda olan Adıyaman 1 Aralık 1954 tarihinde 6418 sayılı kanunla Malatya’dan ayrılarak müstakil İl haline gelmiştir.


Sabah olduğunda durumu  haber alan yönetici, suçluların hemen  bulunup getirilmesini istedi. Suçlular yakalanıp karşısına getirildiğinde, bunların kendi oğulları olduğunu gören şehrin yöneticisi daha da hiddetlenerek halkın huzurunda her türlü işkenceden  sonra yedisini de öldürttü. Buna  şahit olan halk isyan ederek yöneticiyi  devirip bu yeni dini kabul ettiler. Daha sonra bu yedi genci şehrin güneyindeki  vadinin tepesine defnederek yanına da  bir manastır yaptılar. Bu tarihten sonra  bu şehre Yediyaman denmeye başlandı. Zamanla Yediyaman ismi Adıyaman'a  dönüştü. Romalılar bu şehre Perre, kuzeyinde bulunan örenli mahallesindeki kaya mezarlarıdır. Kayalar içine  oyularak yapılmış olan bu mezarlar, harika bir görünüm oluşturmaktadır.  200 den fazla olan bu kaya mezarlarının  girişleri kabartmalarla süslü olup içerisinde lahitler bulunmaktadır. Kaya  mezarları, bir birine geçişleri olan mağaralardan oluşmaktadır. Müslümanların hakimiyeti başlayıncaya kadar bölge, sürekli Bizans ile Sasaniler arasın da el değiştiriyordu. 

Bu dönemde Mezopotamya ve Suriye , İran -Bizans savaşları nedeniyle büyük  sıkıntılar yaşamıştır. Savaş nedeniyle sürekli vergiler artıyordu. Birde buna Bizans yöneticilerinin Süryanilere ve Ermenilere uyguladığı mezhep ayırımı  durumu daha da kötüleştirmişti. Bu durum bölgenin Müslümanlar tarafından  fethini kolaylaştırmıştır. Bir çok şehir hiçbir direniş göstermeden Müslümanlara   kapılarını açmıştır. İslam ordularının ilerleyişini durduramayarak YERMÜK'te büyük bir bozguna uğrayan Bizans imparatoru Herakleius'un, İslam  orduları önünden kaçarken kuzey  Suriye şehirlerine bakarak "Ey Suriye artık seninle ebediyen buluşmamak  üzere elveda" dediği rivayet edilmektedir.

638 yılında Suriye ve Irak'ın fethinden sonra Halife Hz. Ömer'in, Adıyaman'ında   içerisinde bulunduğu el- Cezire bölgesinin   fethi için verdiği emir üzerine;  Urfa, Suruç, Sammosata, Rumkale (Halfeti), Adıyaman, Behesni vb. şehirlerMüslümanların eline geçmiştir.Müslümanlar bu bölgeyi savaşmadan  sulh yolu ile fethetmişlerdir. Buna göre, Sammosatalılar her erkek için 1 dinar ve 2 müdd buğday vermeleri ve Müslümanlara  şehir kapılarını açmaları  şartıyla onların, canlarına, mallarına,kadınlarına, inançlarına, şehir ve değirmenlerine  eman verilmiştir. Bu dönemde Müslümanlar bölgeye, 'Küçük İrminiyye' demektedirler. Bölgeyi Hz.  Peygamberin seçkin sahabesi Safvan b. Muattal, Habib b. Mesleme el-Fihri ile birlikte fethetmişti ve vefat edinceye kadar Samsat'ta kalmıştır.

Safvan  b. Muattal'ın mezarı Adıyaman'dadır. Müslümanların fethi ile birlikte Adıyaman, Samsat, Behesni ve Kahta şehirlerine, Mudar ve beni Bekr Araplarının yerleştiğini görüyoruz. Abbasi halifesi Mansur döneminde şehir,Perre den 5 km. güneye taşınarak yığma bir höyük üzerine bir kale olarak yaptırılmıştır. Şehrin adı, kaleye atfen Hısn- Mansur dur. Şehir kalenin etrafına  kümelenmiştir. Kalenin doğu tarafında  bu günkü Ulu caminin yerinde, Camii Kebir vardır.

Şehir bu günkü ruhunu o zaman kazanmıştır. Her ne kadar bu şehirde Yoğun bir şekilde Ermeniler ve Süryaniler yaşasa da İslam medeniyetinin   şehridir. Commagene'nin ihtişamlı başkenti Sammasota daha da büyümüş ve önem kazanmıştır. 13. yüzyılda Moğolların gelmesiyle birlikte, bölgedeki yerleşim yerleri tümüyle tahrip edildi. Bölge halkı istilacı Moğolların önünden kaçtı.Kalanlardan sanatkar olanlar, bilim adamları ve mahir tüccarlar ise Moğollar tarafından  götürüldüler.Tahrip edilemeyen diğer bölgeler ise Memlüklü- Moğol çekişmesinde harap oldu.1234 yılında Alaaddin Keykubat şehri, bütünüyle Selçuklu topraklarına kattı.

Yavuz Selim zamanında şehre Osmanlı hakim olur. Adıyaman ve Samsat Zulkadiriye eyaletine bağlı, çarşı ve pazarı olan bir yerdir. Osmanlı salnamelerine  göre 29 zeamet 2140 tımarı mevcuttur. Asker çıkarma gücü ise cebelilerle  birlikte 3300 atlıdır. Kanuni döneminde tımarların yeniden düzenlenmesi üzerine  halk isyan eder. Vezir İbrahim paşa,  tımar işlerinde yeniden eski düzene  dönerek asayişi sağlar. Bu dönemden  sonra şehir önemini kaybeder. Çünkü artık sınır şehri değildir. 17. yüzyıla kadar  canlılığını korumaya çalışan şehrin  içte kaldığı için ticari önemi kalmamıştır.Yolların bozulması da, dış dünya ile olan irtibatının kesilmesine neden olmuştur.

Celali İsyanları başlar. Şehrin kuzeyi dağlık ve ormanlık olduğu için eşkıyayı kontrol etmek zordur.

1862 Mamuratü'l Aziz salnamesine göre şehir; 2000 hane ev ve bunlara bağlı çarşı ve pazara sahip bir yerdir. Salnameye göre toprağı tarıma müsait olduğu fakat bu toprağı işleyecek rençper olmadığı için tarım arazilerinin boş kaldığı belirtilmektedir. 1862 de sonra Adıyaman Malatya iline bağlı bir içedir.1894 tarihli Mamretü'l Aziz salnamesine göre, şehirde 1379 ermeni (Süryani), 271 Katolik, 440 Protestan, 6243 Müslüman olmak üzere toplam 8338 kişi yaşamaktadır.

1908 verilerine göre şehirde 4 han, 2 hamam, 600 dükkan, 88 değirmen, 1 bezirhane ve 15 kahvehane vardır. Ayrıca 2 pamuk fabrikası işletilmektedir. 1905 yılında 2.Abdülhamit tarafından geliri belediyeye ait olmak üzere Çarşı camii civarında 1 kıraathane, 42 dükkan ve mağazadan oluşan bedesten şeklinde bir çarşı inşa edilmiştir. Bu çarşı, bugün hala faal durumdadır. 1900'lü yıllardaki Osmanlı salnamelerinde şehir, yaklaşık 10.000 nüfuslu, 6 mahalleli, 2 medreseli, 4 iptidai mektebi, 3 gayrı Müslim mektebi ve 3 tekkesi olan Malatya vilayetine bağlı bir kazadır. Şehrin çevresi bağ ve  bahçelerle çevrili olup, yetişen meyveler içerisinde en meşhur olanı üzüm  ve nardır. 1892 salnamesine göre; nar bahçelerinde 30.000 kıyye kadar mahsul alınarak il dışına ihraç ediliyordu. 1954 yılında TBMM'nin aldığı bir kararla Malatya dan ayrılarak il olmuştur.

Adıyaman, sahip olduğu bağ ve bahçelerini  ancak 1970'li yılların ortalarına kadar koruyabilmiştir. Atatürk Barajı'nın yapılması sonucunda şehir, yoğun bir şekilde göç alarak maalesef beton yığınına dönüşmüştür.Şehir İslami karakterine, Müslümanların fetihten sonra şehri taşımaları ile kavuşmuştur. Mansur b. Cavan zamanında antik Perre terk edilerek, 5 km. güneyde yeniden inşa edilen şehrin merkezinde yığma bir iç kale vardır. İç  kalenin doğu eteğinde Camii Kebir yapılmıştır.

Bu gün hala varlığını devam ettiren bu camii, 1505 yılında Dulkadiroğlu Tarak (Durak) bey tarafından yeniden yapılmıştır. Ulu camii diye anılmaktadır. Şehirdeki günümüze kadar gelen en eski İslami yapı Musalla mahallesindeki Musalla camii'dir.  Bu Şehre geldiğiniz zaman Nemrut dağına çıkmadan geri dönmeniz delilik olur. 2150 m. Yükseklikteki bu dağdan güneşin doğuşunu ve batışını seyretmek  mükemmel bir zevk veriyor insana.Ayrıca dağın zirvesinde bulunan 50 metrelik Tümülüs, doğu ve batı teraslarındaki dev antik çağ tanrılarının heykelleri de çok şeyler anlatıyor insana.Dünyanın en büyük antik Zeus heykeli bu dağın zirvesindedir. Nemrut dan dönerken Arsemia'yı, dev kesme taşlardan yapılmış sapasağlam bir şekilde  hizmete devam eden 2000 yıllık Cendere  köprüsünü, Karakuş Tümülüs'ünü de görme imkanınız var. 100 yıl önce terk edilen, içerisinde onlarca Memluklu  eseri barındıran restorasyon bahanesi ile 10 yıla yakındır kapalı tutulan yıkılmaya ve yok olmaya mahkum edilmiş, eski Kahta Kalesi'ni de unutmamak gerekir.

Adıyaman merkeze geldiğinizde Antik Perre şehrini sakın unutmayın. Antik çağdan kalan bu nakropol ve çevresi harika bir görünüme sahiptir. 200  den fazla kaya mezara sahip bu şehir, sizi 2000 yıl geriye götürebilir. Şehirdeki  Roma Çeşmesi hala çevresine can vermektedir. Eski Besni ören yerini ve Sofraz'ı  da unutmamak gerekir. Ortaçağın  ihtişamlı şehri; Samsat ise Atatürk baraj  gölünün suları altında yatmaktadır. Bu şehri artık Alman coğrafyacı general  Moltke'nin mektuplarında ve anılarında  görebilirsiniz. Adıyamanın merkez ilçeyle beraber 9 ilçesi, 19 belediyesi ve 427 köyü vardır. İlçeleri : Besni, Çelikhan, Gerger,  Sincik, Tut, Kahta,  Gölbaşı ve Samsat tır.

 

Nemrut'uyla, sahip olduğu tarihi mekanları, ve sahabe Saffan Bin Muattal'ın kabrinin bulunduğu şehir olarak bilinen Adıyaman'ın ismini nerden aldığını ve başka özelliklerini biliyor muydunuz?

rap tarih ve coğrafyacılarının bereketli hilal dedikleri coğrafyanın en kuzeyindedir bu kadim şehir. Sırtını halkının Karadağ diye isimlendirdiği Güneydoğu  Toroslarına dayamıştır. Doğu ile batı,kuzey ile güney yönlerinde bir geçit noktası konumunda bulunan Adıyaman eski yolların kesiştiği yerde bulunmaktadır. Burası kadim medeniyetlerin kurulduğu Hitit, Babil,Part, Pers, Asur, Keldani, Yunan, Commagene, Roma, Bizans, Sasani, Ermeni, Emevi, Abbasi, Frank, Selçuklu, Zengi, Eyyubi,Artuklu,Memlük, Akkoyunlu, Dulkadirli ve Osmanlı uygarlıklarının egemen olduğu Araplar Hısn-ı Mansur, Kürtler Semsur ,Türkler de Adıyaman demişlerdir.

Şehrin 7 km. kuzeyinde bulunan Palanlı  mağaralarında yapılan incelemeler sonucunda; bu şehirde yerleşimin M.Ö.40.000 Yıllarına kadar uzandığı anlaşılmaktadır. Bölgede bilinen ilk devlet  Hattilerdir..M.S. 1. yüzyılda Commagene krallığı yıkılarak yerine Roma hakimiyeti başlar. Perre (Adıyaman) Samosata ile Melitene  (Malatya) arsında yer alan bir uğrak yeridir. Aynı zamanda Roma döneminin  hierapolisi (kutsal şehir) dir . Antik Roma kaynaklarında suyunun güzelliğinden bahsedilmekte olup , kervanlar, yolcular ve ordular tarafından dinlenme  yeri olarak kullanıldığı anlatılmaktadır.

Bu antik kentin, Roma döneminden kalan çeşmesi halen kullanılmaktadır.Şehir Bizans döneminde de önemini korumuştur. Bunu İznik'te toplanan İncil  konsülüne temsilci göndermesinden anlıyoruz. Tarihi Perre şehrinin en dikkat  çekici kalıntıları, bu günkü şehrin bölgedir. Rivayet olunur ki; Hz. İsa'nın göndermiş   olduğu ilk tebliğciler bu şehre geldiklerinde şehri zalim ve putperest bir yönetici yönetiyordu. Yönetici Tevhit davetçilerini duyunca bunları tutuklatıp  zindana attırdı. Günlerce işkence edildi  bunlara. Şehrin yöneticisinin yedi yiğit  oğlu vardı. Bu oğullar bir gece gizlice zindana giderek Tevhit davetçileri ile  görüştüler ve bu yeni dini kabul ettiler. Bu yedi oğul, o gece zindandan ayrıldıktan sonra şehre dağılarak şehirdeki  bütün putları ( tıpkı ataları İbrahim gibi) kırdılar.

ADIYAMAN' IN İDARİ TARİHÇESİ

Dulkadiroğullarından Osmanlı İmparatorluğu’na geçen Adıyaman şehri, önce Kahraman Maraş (Zülkadriye) Eyaleti sınırları içinde yer alır. İlk yıllarda (1519-1530) Samsat sancağına bağlanır. 1531’ den sonra da Elbistan sancağına bağlanır. 1841 yılında Adıyaman şehrinin ilçe merkezi olduğunu görüyoruz. Şehrin, vali adına görev yapan bir memur yani kaymakam tarafından yönetilmeye başladığını görüyoruz. Ancak tarihi belgelerde “Kaymakam”sözcüğüne rastlanmamıştır. 1849 yılında sancak haline getirilerek Diyarbakır’a bağlanmıştır. Bu tarihten itibaren Besni, Kahta ve Siverek ilçelerinin de Adıyaman sancağına bağlandığını görüyoruz. 1859 yılında bu defa Malatya sancak olunca, Adıyaman tekrar ilçe haline dönüştürülür. Bu durum, Adıyaman’ın resmen il merkezi olduğu 01.12.1954 tarihine kadar devam eder.

Söz konusu yasayla Adıyaman il olmuştur. 22.06.1954 tarih ve 6414 sayılı yasa ile Kahta, Besni, Gerger ve Çelikhan ilçeleri ile birlikte 16 bucak da Adıyaman'a bağlanmıştır. Daha sonra 7035 sayılı kanunla 01.04.1958 tarihinde Gölbaşı, 01.04.1960 tarihinde Samsat, 09.05,1990 tarihinde 09.05.1990 tarihinde 1664 sayılı yasayla Tut ve 1991 yılında ise Sincik ilçe merkezine dönüştürülmüştür. Bugün Adıyaman’a bağlı 8 ilçe merkezi bulunmaktadır.

CUMHURİYET DÖNEMİNDE ADIYAMAN

Milli Mücadele Döneminde:

Milli Mücadele döneminde Adıyaman düşman işgaline uğramayan yöreler arasında yer alır.

Adıyaman Şehrinin Kuruluşu ve Adının Kaynağı:

Adıyaman şehrinin yeri, ne zaman ve nasıl kurulduğuna dair kesin bir kayda rastlanmamıştır. Adıyaman şehrinin ilk çekirdeğini oluşturan yerleşim alanını şehrin 5 km. kuzeydoğusunda bugünkü Örenli Mahallesi olarak ifade edilen PERRE (Pirin) adı ile ortaya çıktığı ve bunun Neolotik döneme kadar uzandığı kesinlik kazanmıştır. Perre (Pirin) şehri Kommagene Krallığı döneminde önemi kazanmış ve dönemin önemli şehirlerinden biri olarak tarihte yerini almıştır.

Eskiçağın sonu, ortaçağın başlangıcında Perre (Pirin) şehri terk edilerek, 5 km güney de Girik köyü veya şimdiki kalenin bulunduğu yerde şehir yeniden kurulmuştur. Bizans Devleti zamanında şimdiki yerin inşa edildiği izlemini vermektedir. Çünkü, 634 yılından sonra Arap Müslümanlarca bu bölge istila edildiğine göre, şehrin kuruluşunun 634 yılından önce gerçekleşmiş olması gerkmektedir.

Adıyaman adının nereden geldiği hakkında çeşitli rivayetler vardır.

Birinci rivayet: Perre şehrinde cereyan ettiği belirtilen bir olaya bağlanmaktadır. FARRİN yada PERRE olarak bilinen şehirde PUT’ a tapan bir babanın yedi oğlu, babalarında evde olmadığı bir gün bütün putları imha ederek ALLAH’ın (Hz. İsa’nın söylediği gibi) bir olduğunu kabul ve ilan ederler. Putperest baba durumu öğrenince yedi oğlunu da öldürür. Babaları tarafından öldürülen yedi kardeşin hatırasına Farrin (Perra=Pirin)’ de bir manastır yaptırılır. Bu olaydan ötürü de şehre Yedi Yaman adı verilir. Yedi Yaman zamanla Adıyaman şekline dönüşür.

İkinci rivayet: Adıyaman şehrinin ortasında yaptırılan Mansur’un kalesi olarak bilinen kale’ ye halk, Hıns-ı Mansur ismini vermiştir. Zamanla halk arasında telâffuz şeklinin de değişmesiyle “HÜSNÜ MANSUR” olarak bu şehrin ismi değiştirilmiş olmaktadır (SUCU, M.1985.s.12).

Üçüncü rivayet: Adıyaman şehrini doğu, batı ve güney yönlerinde derin vadiler çevirmiştir. Bu vadilerin yamaçları zengin meyve ağaçları ile kaplı olduğu gibi, şehrin çevresinin de meyve ağaçlarıyla kaplanmış olmasından dolayı güzel vadi anlamında olan “VADİ-İ LEMAN” (Güzel vadi) kelimesinin söylenişi zamanla değişmiş ve halk arasında “ADIYAMAN” şekline dönüşmüştür. Ancak, Hıns-ı Mansur yani Hüsnü Mansur ismi 1926’ ya kadar resmi ad olarak kalmıştır. 1926 yılından itibaren Bakanlar Kurulu kararları ile şehrin ismi tekrar ADIYAMAN olarak değiştirilmiştir.

 

YENİ ÇAĞDA ADIYAMAN

1515 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun hükümdarı Yavuz Sultan Selim, İran seferi dönüşünde Dulkadiroğulları Beyliği’nin egemenliğine son vererek, Adıyaman ve çevresini topraklarına katar. Böylece Adıyaman’da Osmanlı İmparatorluğu dönemi başlamış olur.

Adıyaman ve çevresi Osmanlı yönetimine girdikten sonra, sınır boyu olmaktan çıkar. Bunun sonucu olarak savaş, baskın ve istila korkusundan kurtulur, huzura ve sükuna kavuşur. Osmanlı yönetiminin Türk aşiretlerini belli yörelerde oturmaya mecbur eden iskan (yerleşme) politikasından dolayı, Anadolu’nun diğer yerlerinde olduğu gibi bu yörede de zaman zaman isyanlar meydana gelir; ancak bu isyanlar bastırılır.

 

ORTA ÇAĞDA ADIYAMAN

Adıyaman ve çevresi M.S.395 yılından itibaren Doğu Roma İmparatorluğu’ nun (Bizans Devleti’nin) egemenliği altındayken İslam akımlarına maruz kalmıştır.

Hz. Ömer’in halifeliği döneminde (634-644) Adıyaman ve çevresi Müslüman Arapların eline geçmiştir. Aba Ubeyde, Halid Bin Velid, Sait Bin Ebi Vakkas ve İyaz Bin Ganm gibi tanınmış islam komutanlarının katıldığı savaşlar sonucunda 638 yılında bu bölge İslam topraklarına katılmıştır.

Adıyaman ve çevresi bir süre Müslümanlarla Bizanslar arasında sınır bölgesi ve çekişme konusu olur. 670 yılında Emevi komutanlarından Mansur Bin Cavena Adıyaman’ı ele geçirir. Bu komutanın Adıyaman şehrinin ilk yerleşim alanı içinde kalan bugünkü Adıyaman Kalesini yaptırdığı rivayet olunur.

M.S. 758 yılında Abbasi halifesi Ebu Cafer Mansur tarafından Emevi egemenliğine son verilir. Böylece Adıyaman ve çevresine Abbasiler hakim olurlar.

M.S. 1066 yılında Selçuklu komutanlarından Gümüştekin, Adıyaman şehrini (Hısn-ı Mansur-u) ve çevresini ele geçirir; ancak iç karşılıktan dolayı geri çekilir. 1071 Malazgirt Muharebesi’ni izleyen 1082 yılında Hıns-ı Mansur (Adıyaman şehri), tekrar ele geçirilir ve Abbasi hakimiyeti sona erer. Selçukluların egemenliği altında kalan Adıyaman ve çevresi Haçlı Savaşları’nın etkisi altında kalarak geçici olarak el değiştirir. Adıyaman ve çevresi1114-1204 tarihleri arasında Eyyubilerin kontrolü altına da girmiştir. Anadolu Selçukluların 1298 yılında Moğolların istilasına uğrar; iç karışıklık yaşanır. Bu durum 1339 tarihine kadar devam eder. 1339 tarihinde Adıyaman ve çevresi, Dulkadıroğulları Beyliği’nin kurulmasından bir süre sonra Dulkadıroğulları’ nın egemenliğine girer. 1398’ de Osmanlı Padişahı Yıldırım Beyazıt yöreyi ele geçirirse de Doğu Anadolu’ya egemen olan Timur tehlikesi nedeniyle geri çekilir. Sonuçta Adıyaman ve çevresi tekrar Dulkadıroğulları’nın eline geçer.

 

ESKİ ÇAĞDA ADIYAMAN

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Fırat ve Dicle nehirlerinin arasında kalan havzadaki Adıyaman, Gazi Antep, Şanlı Urfa, Siirt, Şirnak, Batman ve Mardin illerini içine alan topraklardaki sulama ve enerji üretimine yönelik bir proje gerçekleştirilmiştir. Bu proje kısa adı GAP olan Güneydoğu Anadolu Projesi’dir. Bu proje çerçevesinde, su altında kalmış antik yerleşim bölgelerinde arkeolojik araştırmalar yapılmıştır. 

Coğrafi konum itibariyle Güneydoğu Anadolu Bölgesi, güneyde Mezopotamya, doğuda İran, kuzeyde doğu Anadolu ve Kafkasya, batıda Orta Anadolu bozkırları arasında yer alan bir orta bölgedir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi yaylaları, sözü edilen bölgeler arasında binlerce yıl önce parlayıp sönen eski medeniyetlerin bir kavşak yeri olduğu için insanlık tarihi boyunca eşi az görülen medeniyetlere sahne olmuştur (ERZEN,Afif: Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Tarih Anatolia and Urartions-Ankara 1984 s.7). 

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Tarih öncesi çağlarda yaşayan insanların ihtiyaçlarını karşılayacak elverişli bütün özelliklere sahipti. Su kaynakları, doğal kaya sığınakları, çayır ve ormanlık alanları ile zengin av hayvanları insanları en eski çağlardan beri bu bölgeye çekmiş olmalıdır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki bu elverişli özellikler, avcılık ve toplayıcılıkla geçimlerini sürdüren insanlara çok olumlu yaşama ortamı sunmuştur. Bu ortam bölgede bir çok medeniyetin filizlenmesi sonucunu doğurmuştur.

Adıyaman Bölgesindeki Eskiçağ Yerleşmeleri

Paleolitik Yerleşmeler

Paleolitik kültürü meydana getiren insanlar mağaralarda yaşıyorlardı. Bu insanlar için avcılık kültürel gelişimin ilk devrelerinde en önemli aşamalardan biriydi. Bölgede bulunan bol miktardaki av hayvanı insanların düşüncesine ve sosyal yaşantısına yön veren etkenlerden biri olmuştur. Adıyaman-Malatya karayolu üzerinde bulunan PALANLI KAYAALTI SIĞINAĞI işte böyle bir paleolitik dönem yerleşmesidir.

Adıyaman Samsat Şehramuz Tepesi ve Çevresi Yerleşmeleri’nde yine paleolitik dönem kalıntıları bulunmaktadır. Bölgede ayrıca Kung Kıracı Tepesi, Ziyaret Tepesi ve Kemşak Tepesi gibi yerleşim yerleri de vardır.

Adıyaman yöresinde Neolitik, Kalkolitik ve Eski Tunç Dönemini yansıtan yerleşme yerlerinin başında, bugün Atatürk Barajı gölü sahası içinde kalan Samsat (Samosata Höyüğü) gelmektedir. Ayrıca Kommegene Krallığı’nın başkentliğini yapmıştır. Keza Tille Höyük yörenin diğer önemli bir höyüğüdür.

Adıyaman bölgesi Helenistik ve Roma Dönemi eserleriyle ün yapmış bir bölgemizdir. Bu kalıntıların en önemlisi Eski Kahta Köyünün yanındaki 2150 m yüksekliğinde Nemrut Dağı’nın üzerindedir. Toros Dağları ile Fırat Nehri arasındaki yöre, Helenistik ve Roma çağlarında Kommagene olarak adlandırılır.

Kommagene M.Ö. I. yüz yıl başında Selevkoslar soyuna son veren iç savaşlar sırasında I. Mithradates Kallinikos tarafından bağımsız bir krallık olarak kurulmuştur. Antikçağ’ daki adı Nymphaios olan bugünkü Kahta Çayı üzerindeki Eski Kahta Köyünün yanında yer alan Arsameia kentinde, antik kentin kuruluşunu anlatan yazıtlara rastlanmıştır. Bu kentin 3 km güneybatısında Kahta Çayı’nın bir kolu olan Cendere Çayı’ndaki güzel köprü, sütunlar üzerindeki Latince bir yazıta göre Roma döneminde dört Kommagene kenti tarafından yaptırılmıştır.

Antitorosların bir uzantısı olan Nemrut Dağı’nın 2150 m yükseklikteki zirvesinde bugün herkes tarafından bilinen ve Geç Helenistik Devirden kalma tapınaksal mezar anıtı, yeryüzünün en değerli kültür varlıklarından biri olarak kabul edilmiştir. Bu anıt ve çevresi 1987 yılında UNESCO nezrindeki “İnsanlığın Kültür Mirası” listesine alınmış 1988 yılında da Türk Hükümeti tarafından Milli Park ilan edilmiştir.

Roma dönemi eserleri arasında kaya mezarları da bulunmaktadır. Adıyaman Kahta İlçesi Eskitoz (Ancos) Köyünün doğusundaki Fırat vadisinde yamaç boyunca kalker kayalara oyulmuş pek çok mezar bulunmuştur. Ancak bunlar Atatürk Barajı suları altında kalmıştır.

Güneydoğu Anadolu Bölgesinde özellikle Adıyaman ve Gaziantep yöresinde kurulmuş olan ilk devlet Kommagene (M.Ö.69-M.S.72) Krallığıdır. Bölgede Selevkos hakimiyetini İran’daki Parth’ların (M.Ö.240-85) hakimiyeti takip eder. Parthlar sınırlarını Fırat boylarına kadar genişleterek Diyarbakır’ı ellerine geçirdiler. Ancak M.S.226 yıllarına kadar ellerinde tutabildiler (OKTAY Akşit,“Roma İmparatorluk Tarihi” İstanbul 1985).

 

Joomla SEF URLs by Artio