Sabah olduğunda durumu  haber alan yönetici, suçluların hemen  bulunup getirilmesini istedi. Suçlular yakalanıp karşısına getirildiğinde, bunların kendi oğulları olduğunu gören şehrin yöneticisi daha da hiddetlenerek halkın huzurunda her türlü işkenceden  sonra yedisini de öldürttü. Buna  şahit olan halk isyan ederek yöneticiyi  devirip bu yeni dini kabul ettiler. Daha sonra bu yedi genci şehrin güneyindeki  vadinin tepesine defnederek yanına da  bir manastır yaptılar. Bu tarihten sonra  bu şehre Yediyaman denmeye başlandı. Zamanla Yediyaman ismi Adıyaman'a  dönüştü. Romalılar bu şehre Perre, kuzeyinde bulunan örenli mahallesindeki kaya mezarlarıdır. Kayalar içine  oyularak yapılmış olan bu mezarlar, harika bir görünüm oluşturmaktadır.  200 den fazla olan bu kaya mezarlarının  girişleri kabartmalarla süslü olup içerisinde lahitler bulunmaktadır. Kaya  mezarları, bir birine geçişleri olan mağaralardan oluşmaktadır. Müslümanların hakimiyeti başlayıncaya kadar bölge, sürekli Bizans ile Sasaniler arasın da el değiştiriyordu. 

Bu dönemde Mezopotamya ve Suriye , İran -Bizans savaşları nedeniyle büyük  sıkıntılar yaşamıştır. Savaş nedeniyle sürekli vergiler artıyordu. Birde buna Bizans yöneticilerinin Süryanilere ve Ermenilere uyguladığı mezhep ayırımı  durumu daha da kötüleştirmişti. Bu durum bölgenin Müslümanlar tarafından  fethini kolaylaştırmıştır. Bir çok şehir hiçbir direniş göstermeden Müslümanlara   kapılarını açmıştır. İslam ordularının ilerleyişini durduramayarak YERMÜK'te büyük bir bozguna uğrayan Bizans imparatoru Herakleius'un, İslam  orduları önünden kaçarken kuzey  Suriye şehirlerine bakarak "Ey Suriye artık seninle ebediyen buluşmamak  üzere elveda" dediği rivayet edilmektedir.

638 yılında Suriye ve Irak'ın fethinden sonra Halife Hz. Ömer'in, Adıyaman'ında   içerisinde bulunduğu el- Cezire bölgesinin   fethi için verdiği emir üzerine;  Urfa, Suruç, Sammosata, Rumkale (Halfeti), Adıyaman, Behesni vb. şehirlerMüslümanların eline geçmiştir.Müslümanlar bu bölgeyi savaşmadan  sulh yolu ile fethetmişlerdir. Buna göre, Sammosatalılar her erkek için 1 dinar ve 2 müdd buğday vermeleri ve Müslümanlara  şehir kapılarını açmaları  şartıyla onların, canlarına, mallarına,kadınlarına, inançlarına, şehir ve değirmenlerine  eman verilmiştir. Bu dönemde Müslümanlar bölgeye, 'Küçük İrminiyye' demektedirler. Bölgeyi Hz.  Peygamberin seçkin sahabesi Safvan b. Muattal, Habib b. Mesleme el-Fihri ile birlikte fethetmişti ve vefat edinceye kadar Samsat'ta kalmıştır.

Safvan  b. Muattal'ın mezarı Adıyaman'dadır. Müslümanların fethi ile birlikte Adıyaman, Samsat, Behesni ve Kahta şehirlerine, Mudar ve beni Bekr Araplarının yerleştiğini görüyoruz. Abbasi halifesi Mansur döneminde şehir,Perre den 5 km. güneye taşınarak yığma bir höyük üzerine bir kale olarak yaptırılmıştır. Şehrin adı, kaleye atfen Hısn- Mansur dur. Şehir kalenin etrafına  kümelenmiştir. Kalenin doğu tarafında  bu günkü Ulu caminin yerinde, Camii Kebir vardır.

Şehir bu günkü ruhunu o zaman kazanmıştır. Her ne kadar bu şehirde Yoğun bir şekilde Ermeniler ve Süryaniler yaşasa da İslam medeniyetinin   şehridir. Commagene'nin ihtişamlı başkenti Sammasota daha da büyümüş ve önem kazanmıştır. 13. yüzyılda Moğolların gelmesiyle birlikte, bölgedeki yerleşim yerleri tümüyle tahrip edildi. Bölge halkı istilacı Moğolların önünden kaçtı.Kalanlardan sanatkar olanlar, bilim adamları ve mahir tüccarlar ise Moğollar tarafından  götürüldüler.Tahrip edilemeyen diğer bölgeler ise Memlüklü- Moğol çekişmesinde harap oldu.1234 yılında Alaaddin Keykubat şehri, bütünüyle Selçuklu topraklarına kattı.

Yavuz Selim zamanında şehre Osmanlı hakim olur. Adıyaman ve Samsat Zulkadiriye eyaletine bağlı, çarşı ve pazarı olan bir yerdir. Osmanlı salnamelerine  göre 29 zeamet 2140 tımarı mevcuttur. Asker çıkarma gücü ise cebelilerle  birlikte 3300 atlıdır. Kanuni döneminde tımarların yeniden düzenlenmesi üzerine  halk isyan eder. Vezir İbrahim paşa,  tımar işlerinde yeniden eski düzene  dönerek asayişi sağlar. Bu dönemden  sonra şehir önemini kaybeder. Çünkü artık sınır şehri değildir. 17. yüzyıla kadar  canlılığını korumaya çalışan şehrin  içte kaldığı için ticari önemi kalmamıştır.Yolların bozulması da, dış dünya ile olan irtibatının kesilmesine neden olmuştur.

Celali İsyanları başlar. Şehrin kuzeyi dağlık ve ormanlık olduğu için eşkıyayı kontrol etmek zordur.

1862 Mamuratü'l Aziz salnamesine göre şehir; 2000 hane ev ve bunlara bağlı çarşı ve pazara sahip bir yerdir. Salnameye göre toprağı tarıma müsait olduğu fakat bu toprağı işleyecek rençper olmadığı için tarım arazilerinin boş kaldığı belirtilmektedir. 1862 de sonra Adıyaman Malatya iline bağlı bir içedir.1894 tarihli Mamretü'l Aziz salnamesine göre, şehirde 1379 ermeni (Süryani), 271 Katolik, 440 Protestan, 6243 Müslüman olmak üzere toplam 8338 kişi yaşamaktadır.

1908 verilerine göre şehirde 4 han, 2 hamam, 600 dükkan, 88 değirmen, 1 bezirhane ve 15 kahvehane vardır. Ayrıca 2 pamuk fabrikası işletilmektedir. 1905 yılında 2.Abdülhamit tarafından geliri belediyeye ait olmak üzere Çarşı camii civarında 1 kıraathane, 42 dükkan ve mağazadan oluşan bedesten şeklinde bir çarşı inşa edilmiştir. Bu çarşı, bugün hala faal durumdadır. 1900'lü yıllardaki Osmanlı salnamelerinde şehir, yaklaşık 10.000 nüfuslu, 6 mahalleli, 2 medreseli, 4 iptidai mektebi, 3 gayrı Müslim mektebi ve 3 tekkesi olan Malatya vilayetine bağlı bir kazadır. Şehrin çevresi bağ ve  bahçelerle çevrili olup, yetişen meyveler içerisinde en meşhur olanı üzüm  ve nardır. 1892 salnamesine göre; nar bahçelerinde 30.000 kıyye kadar mahsul alınarak il dışına ihraç ediliyordu. 1954 yılında TBMM'nin aldığı bir kararla Malatya dan ayrılarak il olmuştur.

Adıyaman, sahip olduğu bağ ve bahçelerini  ancak 1970'li yılların ortalarına kadar koruyabilmiştir. Atatürk Barajı'nın yapılması sonucunda şehir, yoğun bir şekilde göç alarak maalesef beton yığınına dönüşmüştür.Şehir İslami karakterine, Müslümanların fetihten sonra şehri taşımaları ile kavuşmuştur. Mansur b. Cavan zamanında antik Perre terk edilerek, 5 km. güneyde yeniden inşa edilen şehrin merkezinde yığma bir iç kale vardır. İç  kalenin doğu eteğinde Camii Kebir yapılmıştır.

Bu gün hala varlığını devam ettiren bu camii, 1505 yılında Dulkadiroğlu Tarak (Durak) bey tarafından yeniden yapılmıştır. Ulu camii diye anılmaktadır. Şehirdeki günümüze kadar gelen en eski İslami yapı Musalla mahallesindeki Musalla camii'dir.  Bu Şehre geldiğiniz zaman Nemrut dağına çıkmadan geri dönmeniz delilik olur. 2150 m. Yükseklikteki bu dağdan güneşin doğuşunu ve batışını seyretmek  mükemmel bir zevk veriyor insana.Ayrıca dağın zirvesinde bulunan 50 metrelik Tümülüs, doğu ve batı teraslarındaki dev antik çağ tanrılarının heykelleri de çok şeyler anlatıyor insana.Dünyanın en büyük antik Zeus heykeli bu dağın zirvesindedir. Nemrut dan dönerken Arsemia'yı, dev kesme taşlardan yapılmış sapasağlam bir şekilde  hizmete devam eden 2000 yıllık Cendere  köprüsünü, Karakuş Tümülüs'ünü de görme imkanınız var. 100 yıl önce terk edilen, içerisinde onlarca Memluklu  eseri barındıran restorasyon bahanesi ile 10 yıla yakındır kapalı tutulan yıkılmaya ve yok olmaya mahkum edilmiş, eski Kahta Kalesi'ni de unutmamak gerekir.

Adıyaman merkeze geldiğinizde Antik Perre şehrini sakın unutmayın. Antik çağdan kalan bu nakropol ve çevresi harika bir görünüme sahiptir. 200  den fazla kaya mezara sahip bu şehir, sizi 2000 yıl geriye götürebilir. Şehirdeki  Roma Çeşmesi hala çevresine can vermektedir. Eski Besni ören yerini ve Sofraz'ı  da unutmamak gerekir. Ortaçağın  ihtişamlı şehri; Samsat ise Atatürk baraj  gölünün suları altında yatmaktadır. Bu şehri artık Alman coğrafyacı general  Moltke'nin mektuplarında ve anılarında  görebilirsiniz. Adıyamanın merkez ilçeyle beraber 9 ilçesi, 19 belediyesi ve 427 köyü vardır. İlçeleri : Besni, Çelikhan, Gerger,  Sincik, Tut, Kahta,  Gölbaşı ve Samsat tır.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Joomla SEF URLs by Artio